Güneşten Koruyucu ve Serum D Vitamini -2-

0
415

Güneşten koruyucu ürünlerin kullanımının serum D vitamini düzeyine etkisinin ikinci bölümündeyiz.

İkinci Bölüm: Güneşten Koruyucuların Kullanılması ile Serum D Vitamini Düzeylerinin Azaldığını Belirten Çalışmalar

Matsuoka ve arkadaşları (ark.) 1987 yılında yayınladıkları çalışmalarında, sekiz sağlıklı gönüllüyü dörder kişilik iki gruba ayırmıştır. Bir gruba para amino benzoik asit (PABA) içeren ve GKF 8 olan bir güneşten koruyucu uygulanmıştır. Diğer grup ise güneşten koruyucu kullanmadan bir minimal eritem doz (MED) ultraviyole (UV) radyasyona maruz bırakılmıştır. Ortalama serum D vitamini seviyelerinin, sadece güneşten koruyucu kullanmayan grupta arttığı belirlenmiştir. Güneşten koruyucu kullanmayanlarda, ortalama serum D vitamini seviyelerinin 1,5±1,0 ng/mL’den (±ortalamanın standart hatası) 25,6±6,7 ng/mL’ye yükseldiği gösterilmiştir.

Matsuoka ve ark. 1988 yılında yayınladıkları çalışmalarında ise, uzun süredir PABA içeren bir güneşten koruyucu kullanan 20 kişi ile, yaş ve güneş maruziyeti açısından benzer 20 kişilik kontrol grubunu karşılaştırmıştır. Çalışmada vücuttaki D vitamininin göstergesi olan serum 25(OH)D düzeyleri değerlendirilmiştir. Serum 25(OH)D düzeyleri kontrol grubunda 91,3±6,2 nmol/L, güneşten koruyucu kullanan grupta ise 40,2±3,2 nmol/L olarak saptanmıştır. Buna göre uzun süre PABA kullanılmasının, vücuttaki D vitamini depolarını azaltabileceği bildirilmiştir.

Yine Matsuoka ve ark.’ları 1990 yılında yayınlanan çalışmalarında, güneşten koruyucuların tüm vücuda uygulanmasıyla, UVB aracılığıyla deride oluşan D vitamini sentezinin tamamen engellendiğini bildirmiştir (9). Farrerons ve ark.’nın 1998 yılında yayınladıkları çalışmalarında, güneşten koruyucuların D vitamini eksikliğine neden olarak, kemik metabolizmasını etkileyip etkilemediği araştırılmıştır. Yaş ortalaması 71 olan ve düzenli olarak güneşten koruyucu (GKF 15) kullanan 24 kişi ile aynı bölgede yaşayan, ortalama yaşı 59 olan ve güneşten koruyucu kullanmayan 19 kişiden oluşan kontrol grubunu, iki yıl süreyle takip etmişlerdir. Her iki grupta D vitamini, parathormon ve alkalen fosfataz, tartarata dirençli fosfataz, hidroksiprolin gibi kemik metabolizması nın biyolojik belirteçlerini değerlendirmişlerdir. Çalışmada, güneşten koruyucuların serum 25(OH)D düzeylerinde azalmaya neden olduğu ancak parathormon ve kemik belirteçlerinde artışa neden olmadığı bildirilmiştir.

Cusack ve ark.’ları 2008 yılında yayınladıkları çalışmalarında, kutanöz lupus eritematozus hastalarında serum D vitamini düzeylerini etkileyen faktörleri araştırmışlardır. Kutanöz lupus eritematozuslu 52 hastayı üç aylık yaz dönemi (1 Temmuz 2006-30 Eylül 2006) süresince takip etmişlerdir. Hastaları yaş, obezite, sigara ve ilaç kullanımı, beslenme alış- kanlıları, güneşten koruyucu kullanma ve güneşlenme alışkanlıkları açısından değerlendirmişlerdir. Serum 25(OH)D seviyelerini, düzenli olarak güneş- ten koruyucu kullananlarda ve koruyucu giysiler giyip güneş maruziyetini azaltanlarda düşük bulmuşlardır.vitamin-d,-IumgTAaskOwzhBYzlYQSQLooker ve ark. 2008 yılında yayınlanan çalışmalarında, Amerika Birleşik Devletleri’nde Ulusal Sağlık ve Beslenme İnceleme Araştırması’nın (National Health and Nutrition Examination Surveys, NHANES) 1988-1994 ve 2000-2004 yılları arasındaki verilerini karşılaştırarak, serum 25(OH)D konsantrasyonlarındaki değişiklikleri değerlendirmişlerdir. Amerika Birleşik Devletleri’nde serum 25(OH)D düzeylerinin 2000-2004 yılları arasında, 1988-1994 yılları arasındaki değerlere göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Serum D vitamini seviyelerindeki bu azalmaya, artmış vücut kitle indeksi (VKİ), daha az süt tüketilmesi ve gölge alanların tercih edilmesi, güneşten koruyucu özellikleri olan kıyafetlerin giyilmesi ve güneşten koruyucu kullanılması gibi alışkanlıkların neden olabileceği bildirilmiştir.

Ulrich ve ark. 2009 yılında yayınlanan çalışmalarında, güneşten koruyucuların organ nakli yapılan hastalarda görülen melanom dışı deri kanserlerine karşı koruyucu etkisini araştırmışlardır. Çalışmada, yarısı güneşten koruyucu kullanan 120 hasta iki yıl süreyle takip edilmiştir. Güneşten koruyucu kullanan 60 hasta, GKF>50 olan bir güneşten koruyucuyu el, önkol, baş ve boyun bölgesine her gün 2 mg/cm² konsantrasyonunda uygulamıştır. Güneşten koruyucu kullananlarda serum 25(OH)D seviyeleri, kullanmayanlara göre daha düşük bulunmuştur (sırasıyla 53 ng/mL ve 60 ng/mL).

 Munoz-Ortego ve ark. 2012 yılında yayınlanan çalışmalarında, sistemik lupus eritematozuslu hastalarda D vitamini eksikliğinin nedenlerini ve prevalansını araştırmışlardır. Çalışmaya 73 kadın hasta dahil edilmiştir. Hastalar vücut ağırlığı, sigara kullanımı, hastalık süresi ve şiddeti, güneşten koruyucu kullanımı ve almış oldukları tedaviler açısından değerlendirilmiştir. Hastaların %68,5’inde saptanan D vitamini eksikliğinin, yüksek VKİ ve her gün düzenli bir şekilde güneşten koruyucu kullanılması ile ilişkili olduğu belirlenmiştir.2016_2$largeimg10_Feb_2016_122817640Faurschou ve ark. 2012 yılında yayınladıkları çalışmalarında, kullanılan güneşten koruyucu miktarı ile serum D vitamini düzeyleri arasındaki ilişkiyi araştırmışlardır. Çalışmada 37 sağlıklı gönüllüye 0,5mg/cm², 1mg/cm², 1,5mg/cm² ve 2 mg/cm² kalınlıklarında olmak üzere, GKF 8 olan inorganik bir güneşten koruyucu uygulamışlardır. Güneşten koruyucu uyguladıktan 20 dakika sonra, gönüllüleri UVB’ye maruz bırakmış ve bu uygulamayı 2-3 gün aralıklarla dört kez tekrar etmişlerdir. Çalışma öncesinde ve son UVB uygulamasından üç gün sonra, serum 25(OH)D seviyelerini değerlendirmişlerdir. Güneşten koruyucuların artan kalınlıkta kullanılmasıyla, serum 25(OH)D seviyelerinin azaldığını bildirmişlerdir. Serum 25(OH)D seviyeleri, UVB maruziyetinden sonra, güneşten koruyucunun 2 mg/cm² olarak uygulandığı grup dışındaki kişilerde istatistiksel olarak anlamlı bir artış göstermiştir.

Vierucci ve ark. 2013 yılında yayınlanan çalışmalarında, çocuk ve adolesanlarda D vitamini eksikliğinin nedenlerini araştırmışlardır. Yaşları iki ile 21 olan 652 çocuk ve adolesanın dahil edildiği çalışmada, yaş, cinsiyet, etnik köken, VKİ, güneş maruziyeti ve güneşten koruyucu kullanılması ile serum 25(OH)D düzeyleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmişlerdir. Güneşten koruma faktörü en az 15 olan güneşten koruyucuların, güneşe çıkmadan 30 dakika önce ve her iki saatte bir tekrarlanarak düzenli bir şekilde kullanılmasının, D vitamini eksikliğine neden olduğunu bildirmişlerdir.

 Faghih ve ark.’nın 2014 yılında yayınlanan çalışmalarında, üniversite öğrencilerinde görülen D vitamini eksikliğinin nedenleri ve prevalansı araştırılmıştır. Çalışmada 254 öğrencinin serum D vitamini seviyeleri, güneş maruziyeti, güneşten koruyucu kullanıp kullanmadığı ve giyim tarzı değerlendirilmiştir. Serum 25(OH)D düzeyleri erkeklerde 49,29±12,87 nmol/L, kadınlarda ise 27,46±10,37 nmol/L olarak saptanmıştır. Şapka, eldiven ve uzun kollu kıyafetlerin kadınlar tarafından daha çok tercih edildiği görülmüştür. Yine güneşten koruyucu kullanma oranının, kadınlarda erkeklere göre çok daha fazla olduğu belirlenmiştir (sırasıyla %96,8 ve %23,4). Buna göre güneşten koruyucu kullanılmasının ve giyim tarzının, D vitamini eksikliğinin kadınlarda daha sık görülmesine neden olduğu bildirilmiştir.

gunes-koruyucu-gidahattiCanuto ve ark. 2015 yılında yayınlanan çalışmalarında, insan immünyetmezlik virusu (HIV) ile enfekte hastalarda D vitamini eksikliğine neden olabilecek risk faktörlerini araştırmışlardır. HIV ile enfekte 125 hastada, yaş, cinsiyet, VKİ, deri fototipi, eğitim seviyesi, sigara ve alkol alışkanlıkları, fırsatçı enfeksiyonlar, kronik hastalıklar, antiretroviral tedavi, güneşten koruyucu kullanımı ve serum D vitamini seviyeleri değerlendirilmiştir. Güneşten koruyucu kullanılmasının, antiretroviral tedavinin ve obezitenin D vitamini eksikliği için risk faktörleri olduğunu yayınlamışlardır.

Nakamura ve ark.’nın 2015 yılında yayınlanan çalışmalarında, demografik özelliklerin çevresel faktörlerin ve yaşam tarzının, plazma D vitamini konsantrasyonlarına olan etkisi araştırılmıştır. Yaş, cinsiyet, VKİ, beslenme alışkanlıkları, sigara ve alkol kullanımı, eğitim seviyesi, güneşten koruyucu kullanımı, fiziksel aktivite, dışarıda geçirilen zaman ve plazma 25(OH)D konsantrasyonları değerlendirilmiştir. Çalışmada plazma D vitamini düzeyleri, güneşten koruyucu kullanmayanlarda, güneşten koruyucu kullananlara göre daha yüksek bulunmuştur.

Al-Saleh ve ark.’nın 2015 yılında yayınlanan çalışmalarında, okul çağındaki çocukların D vitamini hakkındaki bilgisi ve serum D vitamini düzeyleri araştırılmıştır. 2226 çocuğun dahil edildiği çalışmada güneş maruziyeti, güneşten koruyucu kullanımı, D vitamini sentezi, D vitamininin besinsel kaynakları ve D vitaminiyle ilgili olan hastalıklar gibi D vitamini hakkındaki bilgileri ve serum 25(OH)D seviyeleri değerlendirilmiştir. Hem kızlar hem de erkekler D vitamini hakkında yeterli bilgiye sahip olmamakla birlikte, erkekler D vitamini ile ilgili sorulara kızlardan daha fazla doğru yanıt vermiştir. Ortalama serum D vitamini düzeylerinin, erkeklerde kızlara göre daha yüksek olduğu görülmüştür (sırasıyla 39,0±0,6 nmol/L ve 29,5±0,6 nmol/L). Güneşten koruyucu kullanma ve güneşle temas süresince kapalı kıyafetler giyme oranı kızlarda daha yüksek bulunmuştur. Dolayısıyla D vitamini eksikliğinin kızlarda daha fazla görülmesi, güneşten koruyucu kullanılmasına ve güneşe maruziyetin daha az olmasına bağlanmıştır.

PAYLAŞ
Önceki İçerikGençliği Ele Geçirdi
Sonraki İçerikHavamız da Bozuldu
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi 6. sınıf öğrencisiyim. ‘’Başarı, küçük hataların ve başarısızlıkların biraz ilerisinde duran şeydir.’’ sözünü benimseyerek hedefimi çizer ve mücadelemi bu yolda çekinmeden ortaya koymaya hazır; korkusuz, genç tıpçı bir yazarım. Bilmek değil, öğrenmek birincil hedefim.

CEVAP VER