Güneşten Koruyucu ve Serum D Vitamini -3-

0
377

Güneşten koruyucu ürünlerin kullanımının serum D vitamini düzeyine etkisinin üçüncü(son)bölümündeyiz.

Üçüncü Bölüm: Güneşten Koruyucuların Kullanılması ile Serum D Vitamini Düzeylerinin Değişmediğini Belirten Çalışmalar

Marks ve ark.’nın 1995 yılında yayınlanan çalışmalarında, düzenli olarak güneşten koruyucu kullanılmasının serum D vitamini düzeylerine olan etkisi araştırılmıştır. Çalışmada 40 yaş ve üzerinde, en az bir solar keratozu olan 113 kişi değerlendirilmiştir. Hastalar çalışma süresince plasebo krem veya her gün düzenli olarak GKF 17 olan bir güneşten koruyucu kullanmıştır. Her iki grup çalışmanın başlangıcındaki ve sonundaki serum D vitamini düzeyleri açısından karşılaştırılmıştır. Plasebo krem ve güneşten koruyucu kullanan hastalarda, ortalama serum 25(OH)D seviyeleri benzer miktarda yükselmiştir (sırasıyla 12,8 mmol/L ve 11,8 mmol/L). Serum 25(OH)D düzeylerindeki değişikliklerin yaş, cinsiyet ve deri tipi ile herhangi bir ilişkisi bulunmamıştır. Ayrıca hiçbir hastada D vitamini eksikliği belirlenmemiştir. Buna göre güneşten koruyucuların düzenli bir şekilde kullanılmasıyla, derideki D vitamini sentezinin engellenmediği gösterilmiştir.

 Sollitto ve ark.’nın 1997 yılında yayınlanan çalışmalarında, kseroderma pigmentozumlu hastalarda güneşten korunmanın, serum D vitamini düzeylerine olan etkisi değerlendirilmiştir. Kseroderma pigmentozum tanısı olan sekiz hasta, altı yıl süreyle takip edilmiştir. Hastalar ultraviyole ışınlarından koruyucu kıyafetler giymiş, güneş maruziyetinden kaçınmış ve düzenli bir şekilde GKF en az 15 olan bir güneşten koruyucu kullanmıştır. Çalışmada serum D vitamini, kalsiyum ve parathormon düzeyleri değerlendirilmiştir. Hastalar güneşe maruziyetlerinin günde ortalama beş dakika veya daha az olduğunu belirtmiştir. Tüm hastalarda serum 25(OH)D düzeyleri normal sınırlarda ölçülmüştür. Güneşten çok sıkı korunmalarına rağmen, günlük yaşamlarında aktif olan, ayaktan hastaların serum D vitamini seviyelerinin normal sınırlarda olabileceği belirtilmiştir.

Farrerons ve ark. 2001 yılında yayınlanan çalışmalarında, güneşten koruyucu kullanılmasının yaşlı hastalarda görülen osteoporoz ile olan ilişkisini araştırmışlardır. Farklı deri problemleri nedeniyle güneşten koruyucu kullanması gereken 10 hasta ve güneşten koruyucu kullanmayan 18 kişi iki yıl süreyle takip edilmiştir. Hastalar her sabah, vücudun güneş ışınlarına maruz kalan bölgelerine, GKF 15 olan bir güneşten koruyucu uygulamıştır. Kemik mineral yoğunluğu çalışmanın başlangıcında ve takip süresince, dual enerji X ışını absorbsiyometrisi (DEXA) ile değerlendirilmiştir. İki yıllık takip sonucunda, her iki grubun da kemik kitlesinde istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik olmadığı gösterilmiştir. Dolayısıyla güneşten koruyucu kullanılmasının, D vitamini eksikliğine bağlı osteoporoz gelişme riskinde artışa neden olmadığı sonucuna varılmıştır.

Burgaz ve ark.’nın 2007 yılında yayınlanan çalışmalarında, yaşlı kadınların kış dönemindeki (OcakMart 2006) serum D vitamini düzeyleri araştırılmıştır. Ortalama yaşı 69 olan 116 kadın, beslenme alışkanlıkları, VKİ, deri fototipi, güneş maruziyeti, güneşten koruyucu kullanımı ve serum 25(OH)D seviyeleri açısından değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılanların %11’inin düzenli bir şekilde güneşten koruyucu kullandığı, %57’sinin bazen güneşten koruyucu kullandığı, %32’sinin ise hiç güneşten koruyucu kullanmadığı belirlenmiştir. Ortalama serum 25(OH)D seviyeleri ise 69 nmol/L olarak saptanmıştır. Gün içerisinde dışarıda geçirilen zamanın, gölge alanların tercih edilmesinin, deri tipinin veya güneşten koruyucu kullanılmasının serum 25(OH)D düzeylerini etkilemediği gösterilmiştir.

Peters ve ark.’nın 2009 yılında yayınlanan çalışmalarında, adolesanlarda görülen D vitamini yetersizliğinin nedenleri araştırılmıştır. Çalışmaya yaşları 16 ile 20 olan 136 sağlıklı gönüllü dahil edilmiştir. Vücut kitle indeksi, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktiviteler, her gün düzenli bir şekilde güneşten koruyucu kullanılıp kullanılmadığı ve serum kalsiyum, parathormon ve D vitamini düzeyleri değerlendirilmiştir. Ortalama serum 25(OH)D düzeyi 29,2±8,8 ng/mL ve güneşten koruyucu kullanma oranı %17,6 olarak belirlenmiştir. Düzenli olarak güneşten koruyucu kullanan ve kullanmayan adolesanlarda, serum 25(OH)D konsantrasyonları açısından fark saptanmamıştır (sırasıyla 28,0±1,2 ng/mL ve 29,5±0,9 ng/mL).

Thieden ve ark.’nın 2009 yılında yayınlanan çalışmalarında, yaz dönemindeki UV ışınlarının serum 25(OH)D düzeylerine olan etkisi araştırılmıştır. En az 21 günü haziran, temmuz ve ağustos ayında olmak üzere, 30 gün veya daha fazla süreyle maruz kalınan UV miktarı ile güneşten koruyucu kullanılan, güneş yanığı oluşan, bronzlaşılan günler ve serum D vitamini düzeyleri değerlendirilmiştir. Güneşten koruyucu kullanılan gün sayısı ile serum 25(OH)D düzeyleri arasında ilişki saptanmamıştır.

2016_2$largeimg10_Feb_2016_122817640Gagnon ve ark.’nın 2010 yılında yayınlanan çalışmalarında, doğurganlık çağındaki kadınlarda serum 25(OH)D seviyelerini etkileyen faktörler araştırılmıştır. Yaşları 18 ile 41 olan 153 sağlıklı gönüllünün dahil edildiği çalışmada, serum D vitamini düzeyleri, kullanılan ilaçlar, beslenme ve güneşlenme alışkanlıkları gibi bir çok faktör değerlendirilmiştir. Güneşten koruyucu kullanma oranı %77,8 olup, D vitamini eksikliği %3,9, D vitamini yetersizliği ise %26,8 kişide belirlenmiştir. Yaş, güneş maruziyeti, D vitamini takviyesi ve güneşten koruyucu kullanılması ile serum 25(OH)D seviyeleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.

Souto ve ark.’nın 2011 yılında yayınlanan çalışmalarında, sistemik lupus eritematozuslu hastalarda görülen D vitamini eksikliğinin nedenleri ve prevalansı araştırılmıştır. Çalışmaya yaş ortalaması 42,14±11,3 olan 159 kadın hasta dahil edilmiştir. Hastalar, fotosensitivite, güneş maruziyeti, güneşten koruyucu kullanımı, hastalık süresi ve aktivitesi, sigara ve alkol alışkanlıkları, serum 25(OH)D seviyeleri ve sekonder hiperparatiroidizm gibi birçok faktör açısından değerlendirilmiştir. D vitamini eksikliği %8,2 hastada, D vitamini yetersizliği ise %37,7 hastada saptanmıştır. Serum D vitamini seviyesi normal olan ve D vitamini yetersizliği saptanan hastalarda, güneş maruziyeti veya güneşten koruyucu kullanımı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır.

 Perampalamve ark.’nın 2011 yılında yayınlanan çalışmalarında, gebelerde görülen D vitamini eksikliğinin nedenleri araştırılmıştır. Çalışmaya 14. ile 28. gebelik haftasındaki 201 gebe dahil edilmiştir. Gebelerin güneş maruziyeti, güneşten koruyucu kullanımı, beslenme alışkanlıkları gibi birçok özelliği değerlendirilmiş olup, 24. ile 28. gebelik haftasındaki serum 25(OH)D seviyeleri ölçülmüştür. Çalışmada güneşten koruyucu kullanılmasının, serum D vitamini düzeyini etkilemediği gösterilmiştir.

Duncanve ark.’nın 2011 yılında yayınlanan çalışmalarında, hematopoetik kök hücre nakli yapılan çocuk ve adolesanlarda görülen D vitamini eksikliğinin nedenleri araştırılmıştır. Çalışmaya dahil edilen 67 hastanın, serum 25(OH)D düzeyleri, güneşten koruyucu kullanıp kullanmadığı, güneş maruziyeti, almış olduğu tedaviler ve beslenme alışkanlıkları değerlendirilmiştir. D vitamini eksikliği ve yetersizliği %80,6 hastada saptanmıştır. Hastaların sadece %31,3’ü düzenli olarak güneşten koruyucu kullandığını bildirmiştir. Çalışmada güneşten koruyucu kullanılmasının, D vitamini eksikliği açısından risk faktörü olmadığı sonucuna varılmıştır.

Al-Mutairive ark.’nın 2012 yılında yayınlanan çalışmalarında, Kuveyt halkının güneşten korunma alışkanlıklarının, serum D vitamini düzeyleriyle olan ilişkisi değerlendirilmiştir. En az iki yıldır düzenli olarak güneşten koruyucu kullanan 150 kişi ile yaş, cinsiyet ve deri fototipi açısından benzer, hiç güneşten koruyucu kullanmamış 150 kişinin serum D vitamini seviyeleri karşılaştırılmıştır. D vitamini eksikliği güneşten koruyucu kullananlarda ve güneşten koruyucu kullanmayanlarda benzer oranda görülmüştür (sırasıyla %60,61 ve %54,67). Dolayısıyla düzenli olarak güneşten koruyucu kullanılmasının D vitamini sentezini etkilemediği sonucuna varılmıştır.

gunes-koruyucu-gidahattiJayaratneve ark.’nın 2012 yılında yayınlan çalışmalarında, güneşten korunma alışkanlıklarının serum D vitamini düzeylerine olan etkisi araştırılmıştır. Çalışmaya dahil edilen 113 kişi, güneşten koruyucu kullanılması, gölge alanların tercih edilmesi, şapka, gözlük, şemsiye kullanılması ve uzun kollu giysilerin tercih edilmesi gibi son sekiz aydaki güneşten korunma alışkanlıkları açısından değerlendirilmiştir. Çalışmada hemen her zaman gölgede olmayı tercih edenlerin, gölgede olmayı tercih etmeyenlere göre daha düşük serum D vitamini düzeylerine sahip olduğu bildirilmiştir. Ancak D vitamini yetersizliği, her gün düzenli olarak güneşten koruyucu kullanan 556 kişinin %22’sinde; güneşten koruyucu kullanmayan 557 kişinin ise %23’ünde saptanmıştır. Dolayısıyla güneşten koruyucu kullanılmasının D vitamini eksikliğine neden olmadığı belirtilmiştir.

Linos ve ark.’nın 2012 yılında yayınlanan çalışmalarında, NHANES 2003-2006 verileri kullanılarak, güneşten korunma alışkanlıklarının serum D vitamini düzeylerine olan etkisi araştırılmıştır. 5920 kişinin güneşten korunma alışkanlıkları ve serum D vitamini seviyeleri değerlendirilmiştir. Çalışmada uzun kollu giysiler giymenin ve gölgede kalmanın serum 25(OH) D düzeylerini azaltabileceği bildirilmiştir. Güneşten koruyucu kullanılmasının ise D vitamini eksikliğine neden olmadığı belirtilmiştir.

Azizive ark.’nın 2012 yılında yayınlanan çalışmalarında, güneşten korunmanın açık alanda çalışan işçilerin serum 25(OH)D seviyelerine olan etkisi araştırılmıştır. Çalışmada güneşten koruyucu kullanılmasının, serum D vitamini düzeylerini etkilemediği sonucuna varılmıştır (34). Björk ve ark.’nın 2013 yılında yayınlanan çalışmalarında, beslenme ve tatil alışkanlıkları, eğitim düzeyi, giyim tarzı gibi birçok faktörün serum 25(OH)D düzeylerine olan etkisi araştırılmıştır. Çalışmada güneşten koruyucu kullanılması ile serum D vitamini seviyeleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.

Simmonsve ark.’nın 2013 yılında yayınlanan çalışmalarında, hematopoetik kök hücre nakli yapılan çocuk ve adolesanlarda, D vitamini eksikliği ile ilgili risk faktörleri araştırılmıştır. Çalışmaya yaş ortalaması 7,8 olan 22 hasta ile yaş ortalaması 10,8 olan 100 sağlıklı gönüllü dahil edilmiştir. Her iki grup güneşten koruyucu kullanımı, güneş maruziyeti, D vitamini veya multivitamin takviyesi ve ilaç kullanımı, VKİ, beslenme alışkanlıkları ve serum 25(OH)D düzeyleri açısından değerlendirilmiştir. Hastaların %73’ü, kontrol grubundaki çocukların ise %64’ü nadiren güneşten koruyucu kullandığını veya hiç güneşten koruyucu kullanmadığını belirtmiştir. Ortalama serum D vitamini seviyeleri ise hasta çocuklarda, kontrol grubuna göre daha düşük saptanmıştır (sırasıyla 19,5 ng/mL ve 31 ng/mL). Çalışmada çocukların çok az bir kısmının düzenli olarak güneşten koruyucu kullandığı ve güneşten koruyucuların serum 25(OH)D düzeylerini etkilemediği gösterilmiştir.

Gannagé-Yaredve ark.’nın 2014 yılında yayınlanan çalışmalarında, hastane çalışanlarının serum D vitamini seviyelerini etkileyen faktörler değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan 392 kişinin yaşı, cinsiyeti, VKİ, hipertansiyon, diyabet gibi komorbiditeleri, eğitim seviyesi, beslenme alışkanlıkları, güneş maruziyeti, güneşten koruyucu kullanıp kullanmadığı değerlendirilmiş ve serum D vitamini düzeyleri ölçülmüştür. Çalışmada, güneşe maruz kalınan süre arttıkça serum 25(OH)D düzeylerinin yükseldiği gösterilmiştir. Güneşten koruyucu kullanılması ile serum 25(OH)D düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır.

PAYLAŞ
Önceki İçerikHavamız da Bozuldu
Sonraki İçerikKayısı Çekirdeği- Siyanür
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi 6. sınıf öğrencisiyim. ‘’Başarı, küçük hataların ve başarısızlıkların biraz ilerisinde duran şeydir.’’ sözünü benimseyerek hedefimi çizer ve mücadelemi bu yolda çekinmeden ortaya koymaya hazır; korkusuz, genç tıpçı bir yazarım. Bilmek değil, öğrenmek birincil hedefim.

CEVAP VER