Havamız da Bozuldu

0
501


Hava kirliliği, Avrupa’da ve tüm dünyada sağlığa yönelik önemli bir risk faktörüdür. Hastalıklarla ilgili yakın tarihli küresel düzeyde bir araştırma, hava kirliliğinin tüm dünyada sağlığa yönelik ilk on risk faktöründen biri olduğunu ortaya koymuştur.

Dünya genelinde yaklaşık 7 milyon kişi hava kirliliği nedeniyle erken ölmektedir; Avrupa Birliği (AB)’inde ise 400 000 kişi erken ölüme maruz kalmaktadır.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), 2050 yılında dış ortam hava kirliliğinin, dünya genelinde çevresel koşullara bağlı ölümlerin birinci nedeni olacağını öngörmektedir . Ayrıca, hava kirliliği kansere yol açan en önemli çevresel etmenlerden biri olarak da sınıflandırılmıştır.

TÜRKİYE’DE HAVA KİRLİLİĞİ

Türkiye’de hava kalitesi önemli bir endişe kaynağıdır: Ölçümler ülkenin genelinde vatandaşların soluduğu havanın sağlığa zararlı olduğunu göstermektedir. PM2,5 ve PM10 konsantrasyonları, AB ve Dünya Sağlık Örgütü(WHO)’nün sağlığın korunması için belirledikleri standart sınır değerlerin oldukça üzerindedir.

Avrupa Çevre Ajansı (European Environment Agency – EEA) verilerine göre, Türkiye’deki kentsel nüfusun yüzde 97,2’si sağlıksız seviyelerde partikül maddeye (PM10) maruz kalmaktadır 7 . Ankara’nın yıllık ortalama PM konsantrasyonu 58 ug/m3 ve İstanbul’un yıllık ortalama PM konsantrasyonu 48 ug/m3 olarak belirlenmiştir.

T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na göre, Türkiye’de, havası en kirli şehirler Iğdır, Batman ve Afyon’dur.

6_dSOLUNUM SİSTEMİ

Etkiler şunları içerir: solunum bulgularında, enfeksiyonlarda artış; hava yolu tepkilerinde ve tahrişinde artış; akciğer iltihabı; solunumla ilişkili ölümlerde, hastane başvurularında ve hastanede tedavilerde artış; akciğer fonksiyonlarında azalma, astım atakları, kronik tıkayıcı akciğer hastalığında (KOAH) alevlenme ve akciğer kanseri riskinde artış.

Amerikan Toraks Derneği (US American Thoracic Society), hava kirliliğinin “olumsuz” olarak nitelendirilmesi gereken solunum sistemi sağlık etkilerinin, sonuçları solunum kaynaklı yaşam kaybından, azalan yaşam kalitesine kadar uzanan ve fizyolojik fonksiyonlarda bazı geri alınamaz değişiklikleri de içeren oldukça kapsamlı bir aralığını tanımlamıştır

Çalışmalar, yüksek PM konsantrasyonlarına sahip bölgelerde çocuklarda akciğer fonksiyonlarının gelişmesinde azalma olduğunu bulgulamakta ve bu fonksiyonların, çocuklar daha az hava kirliliğinin olduğu bölgelere yerleştirildiğinde iyileşme, daha fazla hava kirliliğinin bulunduğu bölgelere yerleştirildiğinde ise kötüleşme sergilediğini göstermektedir. Akciğer gelişimi üzerindeki bu etki, yaşamın ileriki yıllarında akciğer hastalıklarının gelişmesi açısından ek bir risk faktörü oluşturmaktadır.

Hava kirliliğine maruz kalma, yeni astım vakalarını tetikleyebilir; önceden var olan solunum hastalıklarını kötüleştirebilir ve aralarında KOAH, amfizem ve akciğer kanserinin de yer aldığı kronik hastalıkların gelişmesini veya ilerlemesini tetikleyebilir.

KOAH, normal solumayı engelleyen ve yaşam tehdidi oluşturan bir akciğer hastalığıdır. KOAH kaynaklı ölümlerin sayısı geçtiğimiz 20 yıl içinde %60’ın üzerinde artış göstermiştir. Bu noktada hava kirliliğinin, immünolojik bir yanıt olan inflamasyona neden olarak önemli bir risk faktörü oluşturduğunu da hatırlatmak gerekir. İnflamatuar yanıt, kronik bronşit olarak anılır. Bu hastalık akciğer hücrelerinde doku tahribatına veya amfizeme yol açar.

KARDİYOVASKÜLER SİSTEM

Etkiler şunları içerir: kalbin otonomik fonksiyonunda bozulma, kalp krizi (miyokard enfarktüsü), kalp kaynaklı göğüs ağrısı (angina pektoris); yükselmiş kan basıncı, damar sertleşmesi, hipertansiyon ve serebrovasküler iskemide artış.

Son yıllarda, farklı hava kirleticilerine maruz kalma ve kardiyovasküler etkiler arasında -akut ve/veya kronik sonuçlar açısından- bağlantıyı güçlendiren önemli miktarda bilimsel kanıt ortaya kondu.

Hava kirliliğini kalp hastalıkları ile ilişkilendiren biyolojik mekanizmalar, kirleticilerin kardiyovasküler sistem, kan ve akciğer reseptörleri üzerindeki doğrudan etkilerini içermektedir. Aynı zamanda pulmoner oksidatif stres ve inflamatuar yanıtlar yoluyla ortam hazırlanan dolaylı etkileri de kapsamaktadır.

Doğrudan etkiler, gazlar ve muhtemelen çözünebilir PM2,5 bileşenleri (örn. geçiş metalleri) ile birlikte ultra ince partikül maddeler gibi akciğer epitelini kolaylıkla geçerek dolaşıma giren ajanlar yoluyla meydana gelebilir. Hava kirliliğinin doğrudan yol açtığı bu etkiler, (birkaç saat içinde oluşan)hızlı kardiyovasküler yanıtların, örneğin artan kalp krizi vakalarının ortaya çıkmasına mantıklı bir açıklama sunar. Solunan kirleticilerin tetiklediği oksidatif stres/inflamasyon dolayısıyla, daha az akut ve kronik(birkaç saat ile birkaç gün arası değişen)etkiler meydana gelebilir.

Diğer hava kirleticilerin -özellikle ince partikül madde ve azot oksitlerin kombinasyonları-konsantrasyonlarındaki artış, kalp ritminde potansiyel ölümcül bozukluklar nedeniyle hastaneye kaldırılan hasta sayılarındaki artışla ilişkilendirilmektedir. Bu hastane tedavilerinin nedeni çoğunlukla iskemik kalp hastalıkları ve konjestif kalp yetmezliği olmaktadır. 3 SİNİR

hava-kirliligiSİSTEMİ VE SEREBROVASKÜLER SİSTEM

Etkiler şunları içerir:  nörogelişimsel hastalıklar, nöroinflamasyon, oksidatif stres, kan-beyin bariyerinde değişimler, baş ağrıları, anksiyete, inmeler, Alzheimer hastalığı ve Parkinson hastalığı.

Hava kirliliği bileşenlerinin karışımı, atmosfere yayılan cıva veya kurşun gibi ağır metaller de içerir. Bu metaller, yağmurla tekrar toprağa iletilene dek havada kalırlar. Ağır metallerin birçoğu insan vücudu ve özellikle çocuklar için nörotoksiktir.

Çocuklukta kurşuna maruz kalmak; reaksiyon süresi, tarama ve yetişkinlerde bilişsel esneklik ve soyut akıl yürütme olarak da adlandırılan yürütme görevlerinin değerlendirmeleri de dâhil olmak üzere, bilişsel fonksiyonlarda azalmaya yol açabilir. Kurşuna maruz kalmak, daha ileride sözel bellek ve sözel akıcılığı da etkileyebilir. Saldırganlık, davranış sorunları (örneğin depresyon ve uyku bozuklukları) ve artan anti-sosyal ve ihmalkâr davranışlar da kurşuna maruz kalma ile pozitif ilişkilendirilmiştir.

Cıva, beyinde ve sinir sisteminin gelişmesinde ciddi düzeyde hasara yol açabilen güçlü bir nörotoksindir. Rahimde metil cıvaya maruz kalmak, bir bebeğin beyninin ve sinir sisteminin gelişmesini olumsuz etkileyerek, zaman içinde bilişsel düşünme, hafıza, dikkat, dil, ince motor beceriler ve görsel uzamsal beceriler üzerinde etkiler sergileyebilir.

239695ÜREME KAPASİTESİ VE ÇOCUK SAĞLIĞI

Etkiler şunları içerir:  sperm kalitesinde düşüş, DNA parçalanması, düşük doğum ağırlığı, erken doğum ve gebelik yaşına göre küçük bebek doğumları.

Embriyo gelişiminde plasenta, çevresel açıdan tehlikeli birçok maddeye karşı bir bariyer olarak görev yapar; ancak hava kirliliğinin tüm bileşenlerine karşı koruyucu olamayabilir. Özellikle çocuklar, doğum öncesinde bile hava kirliliğine duyarlıdır. Sayıları giderek artan kanıtlar, yaşamın erken dönemlerinde hava kirliliğine maruz kalmanın, ileri yıllarda aralarında obezite, diyabet, göğüs ve prostat kanseri gibi hormonlarla ilintili kanserlerin de bulunduğu kronik hastalıklar geliştirme riskini artırdığını göstermektedir. Ayrıca son araştırmalar, hamilelik döneminde dış ortam hava kirliliğine maruz kalmak ile düşük doğum ağırlığı, erken doğum ve preeklampsi oranlarında artış arasında bağlantılar tespit etmiştir. PM2,5’e maruz kalma ile düşük doğum ağırlığı, erken doğum ve gebelik yaşına göre küçük doğumlar gibi doğum sonuçları arasında bir bağlantı olduğu kanıtlanmıştır.

Referanslar:

1) EEA Air Pollution Country Factsheet: Turkey (2014). www.eea.europa.eu/themes/air/air-pollution-country-fact-sheets

2) WHO Ambient Air Pollution Database: www.who.int/phe/health_topics/outdoorair/databases/cities/en/

3) American Thoracic Society (ATS) (2000). What constitutes an adverse health effect of air pollution? American Journal of Respiratory and Critical Care Medicine, 161, 665–673.

4) Gauderman, W. J. et al (2002). Association between Air Pollution and Lung Function Growth in Southern California Children: Results from a Second Cohort. American Journal of Respiratory and Critical Care Medicine, 166(1), 76–84.

5) Avol, E.L. et al (2001) Respiratory Effects of Relocating to Areas of Differing Air Pollution Levels. American Journal of Respiratory and Critical Care Medicine, 164, 2067–2072.

6) WHO (2003). Health Aspects of Air Pollution with Particulate Matter, Ozone and Nitrogen Dioxide. www.euro.who.int/__data/assets/pdf_file/0005/112199/E79097.pdf

7) Institute for Health Metrics and Evaluation (2014). Global Burden of Diseases, Injuries, and Risk Factors Study 2013. http://www.thelancet.com/themed/global-burden-of-disease; http://www.healthdata.org/gbd

 8) European Environment Agency (2014), Airquality in Europe — 2014 report. http://www.eea.europa.eu/publications/air-quality-in-europe-2014

9) OECD (2012), OECD Environmental Outlook to 2050, OECD Publishing. http://dx.doi.org/10.1787/9789264122246-en

10) International Agency for Research on Cancer (IARC) of the WHO (2013). Outdoor air pollution a leading environmental cause of cancer deaths [Basın Açıklaması]. http://www.iarc.fr/en/media-centre/iarcnews/pdf/pr221_E.pdf

PAYLAŞ
Önceki İçerikGüneşten Koruyucu ve Serum D Vitamini -2-
Sonraki İçerikGüneşten Koruyucu ve Serum D Vitamini -3-
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi 6. sınıf öğrencisiyim. ‘’Başarı, küçük hataların ve başarısızlıkların biraz ilerisinde duran şeydir.’’ sözünü benimseyerek hedefimi çizer ve mücadelemi bu yolda çekinmeden ortaya koymaya hazır; korkusuz, genç tıpçı bir yazarım. Bilmek değil, öğrenmek birincil hedefim.

CEVAP VER